Gururumuzsun Kenan!!
Çek Cumhuriyet’inde yapılan Dünya Supersport Şampiyonasının 9. ayağını 5. sıradan başlayan Kenan Sofuoğlu kazandı ve İstiklal Marşımızı Brno pistinde yankılattı. Tebrikler Kenan!!
Çek Cumhuriyet’inde yapılan Dünya Supersport Şampiyonasının 9. ayağını 5. sıradan başlayan Kenan Sofuoğlu kazandı ve İstiklal Marşımızı Brno pistinde yankılattı. Tebrikler Kenan!!
Genel olarak F1′de 2010 sezonu geçen sezonlarla karşılaştırıldığı zaman daha hareketli geçiyor denebilir. Geçen hafta Valencia’da koşulan yarıştaki hareketliliği tetikleyen olay Mark Webber’in kazasıydı. Yarışın başlarında Webber bir hayli sıra kaybetmişti ve kazayı yapmadan önce ancak Heiki Kovalainen’in arkasında tutunabilmişti. Redbull ve Lotus’un hızları birbirinden kıyaslanamayacak düzeyde farklı, hal böyle olunca kendi pozisyonunu savunmaya çalışan Heiki’ye arkadan çarpan Webber kendini bir anda güneş ile yüzyüze buldu. Bu ciddi kazadan sonra Webber’in direksiyonunu fırlatarak arabadan çıkması herkesin yüreğine su serpti. 94′ Imola’da Ayrton Senna’nın yaşamını yitirdiği kazayı düşündüğümüzde, Webber’in kazası günümüzde F1′de güvenliğin ne boyutlarda olduğunu bize net bir şekilde gösteriyor. Peki Pilotların bu derece korunması nasıl sağlanıyor. Aslında güvenlik denilince işin içine farklı tiplerde önlemler giriyor. Bunların başlıcaları
- Aracın yapısı
- Pilotların kullandığı malzemeler
- Pistlerin yapısı
Güvenliğin ilk ve en hayati maddesi Araçların Yapısı. Günümüzde Formula1 araçları darbenin efektif bir şekilde emilebilmesi için tamamen karbon fiber parçalardan yapılmaktadırlar; herhangi bir çarpma anında arabanın tamamen dağılması da bu sebeptendir. Parçalar ne kadar çok dağılırsa, enerji o kadar çok emilir ve çarpmanın pilotlara etkisi bir o kadar az olur.
Pilotların kokpiti yaşam hücresi denilen bir bölge içinde bulunur. Bu yaşam hücresi koşullar ne olursa olsun dağılmayacak ve ezilmeyecek şekilde tasarlanmıştır. Güvenlik sebeplerinden ötürü bu hücrenin içinden hiçbir yağ, benzin yada su borusu geçmez ve olası bir kaza anında pilot maksimum 5sn. içinde kokpitinden ayrılabilir (direksiyonu çıkartma süresi bu süreye dahil değildir, onun için bir 5sn. daha öngörülmüştür). Bu yaşam hücresi karbon fiber parçaların hücreyi delip pilota zarar vermelerini önlemesi için kurşun geçirmez yeleklerle aynı maddeden imal edilir. Bu hücrenin ebatları FIA tarafından tüm detaylarına kadar belirlenmiştir.
Yaşam hücresi, pilotları yan, ön ve arkadan gelen darbelere karşı korusa da, pilotlar takla veya ters dönme anlarına karşı hala savunmasızdır. Bu koşullarda güvenliği sağlamak için, hava borularının üzerine monte edilen bir bar kullanılır, bu bar pilotun araç ile pist arasına sıkışmasını engeller. Bu tür kazalara karşı alınan bir başka önlem ise kokpitin yan duvarlarının yüksek yapılmasıdır, bu sayede pilot yukarıdan gelecek tehditlere karşı daha efektif bir şekilde korunur.
Yukarıda saydığımız tüm önlemler mekanik önlemlerdir, bir de işin elektronik boyutu var. Tüm araçlar, kaza anında elektrik akımını, benzin akışını kesecek şekilde donatılmışlardır. Ayrıca her araçta sürücü yada hakemler tarafından da devreye alınabilen bir yangın söndürme sistemi vardır. Araçlarda kaza kayıt kutusuna bağlı olarak bulunan bir medikal yardım ışığı bulunur ve medikal ekibe kazanın ciddiyeti hakkında bilgi verir. Tüm bu önlemlere ek olarak araçların direksiyonlarında pistte sallanan bayrakları gösteren bir gösterge bulunur.
Araçlar her sezon öncesinde FIA tarafından güvenlik ve çarpma testlerinden geçirilirler ve bu testi geçebilen araçlar yeni sezonda yarışma hakkı elde ederler. Klasik ön arka yan çarpma testlerinin yanında, benzin tankının güvenliği, yuvarlanma testi ve direksiyon güvenliği gibi araçların sınırlarının zorlandığı testler de yapılır. Bu testlerdeki temel kriter yaşam hücresinin en kötü koşullarda bile zarar almamasıdır. Bu konudaki limitler FIA tarafından kati bir şekilde yönetmelikte belirtilmiştir. Bir örnek verecek olursak kokpitin yan duvarları 250 tonluk bir güce dayanmak zorundadır.
Güvenlik denilince ikinci akla gelen unsur pilotların kullandığı malzemelerdir. Temelde pilotların 3 ana aksesuarları vardır: Kaskları, Tulumları ve HANS
Kasklar pilotların hem güvenliği, hem de konforu için dizayn edilmişlerdir. Kasklar yine bir çeşit karbon fiberden yapılarak hem daha sağlam, hem de daha hafif olmaları sağlanılmıştır. Bu sayede pilotlar kafalarına gelecek her türlü darbeye karşı korunma altında olsalar da hala boyun ve kafa travmaları F1 pilotları için en büyük risk olarak göze çarpıyor. Kasklarda bulunan vizörler içinde bir kaç kelime etmekte fayda görüyorum. Vizörler sürücülere maksimum görüş sağlayabilmek için bir çeşit kimyasalla kaplanıyor ve çeşitli hava şartlarına göre (örn. yağmurlu havalar) farklı vizörler kullanılabiliyor. Ayrıca vizörler birkaç şeffaf tabaka ile kaplanıyor ve yarış içinde pilotlar bu tabakaları sökerek kendi vizörlerini temizlemiş oluyorlar (bu olaya pit-stoplar sırasında sıkça tanık oluyoruz). Bu kaskların her sezon öncesi FIA tarafından test edildiğini söylememe gerek yok sanırım (Geçen sene Massa da sezon içinde ek bir test yapmıştı).
Pilotların kasklarının arkalarında gördüğümüz tuhaf icadın adı HANS. Bu sistem temelde kafa için emniyet kemeri görevi görüyor ve kaza anında kafanın herhangi bir yere çarpmaması için (özellikle direksiyona) onu sabit tutmaya çalışıyor. 2003 senesinden beri kullanılan bu sistem ayrıca boyun bölgesini de çeşitli darbelerden koruyor.
Pilotların tulumları, tulumun fermuarları ve eldivenleri, herhangi bir yangın anında erimeyecek ve ısıyı pilota iletilmeyecek şekilde, NASA tarafından tasarlandı. Tulumlar 600 ile 800 derece sıcaklıklara 11sn dayanabilecek şekilde üretilmişlerdir ve bu özelliklerini 15 yıkamaya kadar koruyabilmektedirler. Ayrıca bu tulumlar pilotlar içlerinde bayılmasınlar diye hava alabilecek şekilde tasarlanmışlardır.
Pilot güvenliğinde 3. maddemiz pistlerin yapısıdır. Buradaki en temel koruma hepimizin yakından tanıdığı lastik bariyerlerdir. Bu bariyerler arabayı pilota, en az zarar verecek şekilde, durdurmak için tasarlanmışlardır. İçleri genelde su ile doludur (Otobanlardaki su bidonları ile aynı sistem). Ayrıca eskinin kum havuzlarının yerini kaçış alanları almıştır; bu kaçış alanları pilotlara herhangi bir kaza anında aracı daha iyi kontrol etme imkanı sağlıyor, (bazı kazalarda yada pist dışına çıkmalarda çim ve kum alanlar aracın fazlası ile kaymasına yol açıyorlardı ve adeta bir buz etkisi yaratıyorlardı). Asfalt kaçış alanları, hakemlere de müdahale kolaylığı sağlıyor, kum havuzundaki bir aracı olay mahalinden çıkarmak çokça zamanlarını alıyordu.
Bunların yanı sıra her pistte, her 300m’de bir hakem ve bir yangın söndürücü hazır bulunmak zorunda; bu rakam da bize her hafta sonunda ortalama 150 güvenlik çalışanın pist ve çevresinde görev alması gerektiğini söylüyor. Pit alanlarındaki hız limitini de pist güvenliğinin bir öğesi olarak sayabiliriz.
Tüm bu önlemlere ek olarak Safety Car, Medikal Car’ın en az F1 arabaları kadar hızlı olduğunu ve her pistte en az 2 tane heliport’un, 1 adet tam teşekküllü hastane bulunduğunu ve her yarışta yüzlerce sağlık personelinin hazır bulunduğunu söyleyebiliriz.
Eğer FIA (özellikle 90′ların ortalarından bu yana) güvenlik konusunda bu kadar hassas olmasaydı, belki de bugün Webber, Kubica, Hakkinen veya Massa hayatta olmayacaklardı. Aşağıda F1′in son yıllar içinde tanık olduğu en kötü kazaların videoları var; bu kazaların daha az şiddetlisi 10 sene önceye kadar ölümcül olabilirken şimdilerde F1′e hareket katan birer öğeden ibaretler. Allah tüm pilotlara uzun ömürler versin
.
Valencia 2010 – Mark Webber
Canada 2007 – Robert Kubica
Hungary 2009 – Felipe Massa
Ancak zaman buluyorum yorumlarımı yazmak için…
Rally of Turkey bu Pazar sonuçlandı ve tahmin ettiğim gibi Sebastien Loeb kusursuz bir sürüş gerçekleştirerek, sorunsuz bir şekilde yarışı kazanmayı bildi (Burada büyük bir parantez de Burcu Çetinkaya’ya açmak gerekir, rallinin WRC klasmanında tek kadın pilotu olarak 12. sırada finish gördü ki kurtlar sofrasında bu oldukça iyi bir derece ve ayrıca bir Türk’ün de yaptığı en iyi derece) .. Yine tahmin ettiğim üzere yağan yağmur yarışın gidişatını bir hayli etkiledi ve günün ilk 2 spesyalleri iptal edildi ve normal etap olarak geçildi. Genel olarak çok başarılı bir şekilde bu organizasyonun altından kalktık diyebiliriz. Umarım hem F1, hem de WRC Turkey takvimdeki yerlerini koruyabilir de Istanbul semalarında daha fazla motor sesi duyarız…
Continue Reading...Dünkü teorim gerçekleşmiş gibi duruyor, Sebastien Loeb süpürücülükten kurtulduktan sonra, hızlanarak ilk sırayı ele geçirmiş durumda ve eğer mekanik bir sıkıntı yaşamazsa, bu ralliyi kazanır gibime geliyor. Ama yarın herşey çok faklı olabilir. Bunun sebebi ise akşam ve gece saatlerinde yağan yağmur, bu yağmur zaten Dünya’nın zorlu etaplarından olarak belirtilen Istanbul spesiyallerini daha da içinden çıkılmaz bir hale sokacak. Yarın bolca kaza ve yarış dışı kalma vakaları görebiliriz. 2. günün sonunda klasman aşağıdaki gibi şekillendi.
Pos No Driver / Car Time Diff. Leader Gr. Diff. Prev.
1 1 SEBASTIEN LOEB 2:19:13.5 * * * * * A8 * * * * *
2 11 PETTER SOLBERG 2:19:29.7 +00:16.2 A8 +00:16.2
3 3 MIKKO HIRVONEN 2:19:30.8 +00:17.3 A8 +00:01.1
4 2 DANI SORDO 2:19:35.9 +00:22.4 A8 +00:05.1
5 7 SEBASTIEN OGIER 2:22:34.5 +03:21.0 A8 +02:58.6
6 8 KIMI RAIKKONEN 2:23:51.0 +04:37.5 A8 +01:16.5
7 9 FEDERICO VILLAGRA 2:24:23.6 +05:10.1 A8 +00:32.6
8 5 MATTHEW WILSON 2:25:30.1 +06:16.6 A8 +01:06.5
9 40 OTT TANAK 2:33:47.1 +14:33.6 N4 +08:17.0
10 56 DENNIS KUIPERS 2:36:29.7 +17:16.2 N4 +02:42.6
11 21 AARON BURKART 2:38:05.8 +18:52.3 A6 +01:36.1
12 4 JARI MATTI LATVALA 2:38:27.7 +19:14.2 A8 +00:21.9
13 60 SERHAT ÖZTEMİR 2:39:19.4 +20:05.9 N4 +00:51.7
14 27 ALESSANDRO BROCC. 2:42:11.2 +22:57.7 A7 +02:51.8
15 58 BURCU ÇETİNKAYA 2:43:02.8 +23:49.3 N4 +00:51.6
16 57 BURAK ÇUKUROVA 2:47:08.2 +27:54.7 N4 +04:05.4
17 22 KEVIN ABBRING 2:49:25.5 +30:12.0 A7 +02:17.3
18 26 TODOR SLAVOV 2:53:37.6 +34:24.1 A7 +04:12.1
19 65 SIIM PLANGI 2:54:06.7 +34:53.2 A7 +00:29.1
20 69 MURAT BOSTANCI 2:55:40.9 +36:27.4 N3 +01:34.2
Merakla beklenen an geldi. Rally of Turkey, bir yıl aradan sonra, bu sefer yeni şehrinde Istanbul’da start aldı. Dün yapılan Shakedown turlarından sonra, Rally’nin sembolik startı, Dünya’nın en eski pistlerinden birinde Sultanahmet Meydan’ında yapıldı. Rally’nin gerçek startı bu gün yapılan 8 tane spesiyal ile yapıldı. Bundan sonra pilotlar seyirci özel etabı için “Kadıköy’e” geçtiler. Burası seyircilerin nefesini kesen çift kalkışlı kapışmalara sahne oldu ve Sebastien Loeb, ralli derbisinde, Peter Solberg’i Kadıköy’de mağlup etti
. SS9′dan sonraki sıralama aşağıdaki gibi şekillendi..
Pos No Driver Time Diff. Leader Gr. Diff. Prev.
1 7 SEBASTIEN OGIER 55:32.7 * * * * * A8 * * * * *
2 2 DANI SORDO 55:38.2 +00:05.5 A8 +00:05.5
3 3 MIKKO HIRVONEN 55:44.9 +00:12.2 A8 +00:06.7
4 11 PETTER SOLBERG 55:51.2 +00:18.5 A8 +00:06.3
5 1 SEBASTIEN LOEB 55:57.6 +00:24.9 A8 +00:06.4
6 4 JARI MATTI LATVALA 56:00.2 +00:27.5 A8 +00:02.6
7 9 FEDERICO VILLAGRA 57:15.6 +01:42.9 A8 +01:15.4
8 8 KIMI RAIKKONEN 57:23.3 +01:50.6 A8 +00:07.7
9 5 MATTHEW WILSON 57:37.3 +02:04.6 A8 +00:14.0
10 40 OTT TANAK 1:00:31.8 +04:59.1 N4 +02:54.5
11 21 AARON BURKART 1:02:08.9 +06:36.2 A6 +01:37.1
12 29 THIERRY NEUVILLE 1:02:16.4 +06:43.7 A6 +00:07.5
13 56 DENNIS KUIPERS 1:02:17.5 +06:44.8 N4 +00:01.1
14 22 KEVIN ABBRING 1:02:22.7 +06:50.0 A7 +00:05.2
15 62 ALEKSANDR SALUK 1:02:37.4 +07:04.7 N4 +00:14.7
16 60 SERHAT ÖZTEMİR 1:03:44.6 +08:11.9 N4 +01:07.2
17 27 ALESSANDRO BROC. 1:03:54.0 +08:21.3 A7 +00:09.4
18 58 BURCU ÇETİNKAYA 1:04:25.2 +08:52.5 N4 +00:31.2
19 68 CRAIG BREEN 1:05:30.7 +09:58.0 N3 +01:05.5
20 71 VICTOR HENRIKSSON 1:06:58.7 +11:26.0 A6 +01:28.0
Burada Loeb’ün 5.’liği kimseleri yanıltmasın. Bugün Loeb şampiyonayı lider götürdüğü için etapları süpürme görevini devraldı ve etaplardaki mıcırı temizledi. Bir taktik olarakta geri de kalmayı tercih etmiş olabilir. Böylece yarınki etaplara ilk sırada çıkmak yerine 5. başlayacak.
P.S. A ve N klasmanları arasındaki farkı aşağıdaki linklerden öğrenebilirsiniz. Ben öyle yaptım açıkçası ![]()
A Klasmanı (WRC Klasmanı)
N Klasmanı
Son Perşembe günü yapılan Shakedown’da, Kimi Raikkonen ile kısa bir gezinti
F1 Sezonu 2010′da olaylı başladı desek yanılmayız herhalde..
Son senelerde olduğu gibi, bu sene de kış sezonu bir hayli hareketli geçti. Yeni takımlar, yeni pilotlar, eski pilotlar, daha da eski pilotlar
, havada uçuşan transferler (sadece 7 kişi takımındaki yerinde kaldı bu sene), testler derken tekerler Bahyern’de dönmeye başladı.
Sezon başının en büyük Fiaskosu bence USF1′den geldi; açıkçası ben büyük hayal kırıklığına uğradım. Bu hayal kırıklığı aslında 2 aşamalı, birinci aşamada USF1 gibi iddalı kurulan ve bunun kurulacağı geçen Nisandan beri belli olan bir takımın, bu Marttaki bir yarışa bir araç tasarlayamamış olması. Buradaki en büyük hata bence FIA’da; bu sene yarışacak 3 yeni takım için yaklaşık 10 takım başvuru yapmıştı, bunların içinden yarışma hakkını Virgin, Campos ve USF1 kazandı. Bu takımlardan USF1 piste çıkamadı, Campos Hispania Racing Team adı altında el yordamıyla yarışıyor, Virgin ise ancak, Richard Branson tarafından alındıktan ve Virgin ismini aldıktan sonra yarışabiliyor. Yani 3 takımında 3′ü zar zor yarışabiliyor, bu durumda FIA bu takım sayısını arttırma kararının (en azından 2010 için) ne kadar doğru olduğunu sorgulamıştır sanırım. Burada bir parantez Lotus’a (çakma Malezya işi Lotus, isim Lotus olsada burunda Proton logosu var
) açmak gerekiyor; bildiğiniz gibi Lotus da yeni bir takım (aslında en eskilerinden biri de neyse) ama onlar yarışlardan çekilen BMW’nin yerini aldılar (ama Peter Sauber sayesinde hala resmen onlar da F1′de tuhaf bir durum). Hayal kırıklığımın 2. aşaması USF1 çekildiğini açıklamasından sonra yaşandı; biliyorsunuz Stefan GP uzun zamandan beri 2010′da F1′de yarışmak için FIA’nın kapısını resmen tırmalıyordu. USF1 çekilince Gridde de 2 yer boşalmış oldu; ama FIA bu yerleri Stefan’lara vermedi. Bu kadar hazır olmayan takım varken, bu kısmen hazır takıma yer vermemesi biraz acı olsa da; geçen sene katılmak için başvuran takımlara haksızlık olacaktı.
Tüm bu olayların gölgesinde bugün sezonun ilk sıralama turları, ilk yarışa hiç yakışmayan bir pist olan Bahreyn Shakir’de yapıldı. Beklendiği üzere tek turda en hızlı araç olan Red-bull pole’u kaptı. Aslında bana göre ilk 10′da pek bir süpriz olmadı; Ferrari’ler önlerde yer alırken Schumacher 7. sıra gibi 3 sene sonra geri dönen bir pilot için normal sayılacak bir sıra elde etti. Yeni kurallarla yarınki yarış çok şeye gebe. Bekleyip göreceğiz….
Continue Reading...Bu karlı günlerde anlamlı bir video, fazla söze gerek yok videoda Sebastian yeterince döktürüyor zaten!!
Geçtiğimiz haftalarda 2010 sezonunun bir nevi “Soft Opening”‘i yapılmış oldu. Yani gayri resmi olarak taktik savaşları; lansmanlar ve testler ile başlamış oldu. Dolayısıyla biz de yavaş yavaş yaklaşan sezona ısınmaya başladık.
Geçtiğimiz 3 gün Sezonun ilk testleri İspanya Valencia’da yapıldı ve takımlar yeni canavarlarını göz önüne çıkarttı. Bu testlere Ferrari, Mercedes, Mclaren, Sauber (BMW’suz
), Renault, Williams ve Toro Rosso katıldı. Redbull aracın yetişmeyeceğini daha önce açıklamıştı; Force India’da lansmanı önümüzdeki hafta yapacak. Yeni takımlarda ise durumlar karışık. Virgin Racing’in yarışacağından kimsenin şüphesi yok (ne de olsa arkalarında Richard Branson gibi bir çılgın var), Lotus’un da yarışmama gibi bir ihtimali yok, USF1 pilotlarda karar kılabilirlerse (daha doğrusu 2. pilotta) onlar da yarışacak. Geriye kaldı Campos, işte burada sular bulanık; Stefan GP Bahreyn’e tırlarını yollamaya başlamış ve son dedikodulara göre Campos hala yarışacağı şasileri Dallara’dan temin edememiş. Bir söylentiye göre Stefan (ben değilim bir karışıklık olmasın
) bu şasilerin kullanım haklarını alarak Campos’u zor durumda bırakacak ve yarışma lisanslarını elde edecekmiş. Önümüzdeki günler neler getirir bilinmez ama gönlüm her zaman Stefan GP’den yana. Böyle bir senaryo gerçek olursa Bruno Senna’lı Campos yerine Nakajimalı Stefan’ları pistte görecez.
Gelelim test sonuçlarına; herkesin gözü şüphesiz Schumi’nin üstündeydi. Schumi gösterdiği performansla göz doldurdu diyebiliriz. Ama asıl süprizi bize Alonso yaptı ve sadece son gün turlamasına karşın en hızlı zamanı elde etti. Genel olarak Ferrariler dudak ısırttı diyebiliriz. Bir başka süpriz de Sauber’den geldi ve onlar da 3. ve 4. sıralara oturdular. Bence test günlerinin hayal kırıklığı Button ve Mclaren’dan geldi, rakiplerine oranla yavaş kaldılar ve Button 10. sırayı alırken, test pilotu Gary Paffett sonuncu oldu (gerçi ikisi de tek gün turladı ama Alonso’nun da tek gün turladığını göz önünde bulunduralım). Williams, Toro Rosso ve Renault beklendiği gibi rakiplerinden bir gömlek aşağıda. Button ne kadar da bu ilk test daha çok şey değişebilir dese de, bana göre sezon nasıl başlarsa öyle gider (bknz. 2009 sezonu ve Brawn’lar). İşte Valencia sonuçları (Tablo TurkiyeF1.com’dan alınmıştır, copyright’a saygımız sonsuz
)
Valencia testleri 3 günün sonuçları:
Poz Pilot Takım En iyi tur Tur 1. 2. 3.
1. Alonso Ferrari 1:11.470 127 - - 1:11.470
2. Massa Ferrari 1:11.722 226 1:12.574 1:11.722 -
3. Kobayashi Sauber 1:12.056 96 - 1:12.056 -
4. de la Rosa Sauber 1:12.094 154 1:12.784 - 1:12.094
5. Hamilton McLaren 1:12.256 108 - 1:12.256 -
6. Kubica Renault 1:12.426 188 1:15.000 1:12.426 -
7. M.Schum. Mercedes 1:12.438 122 1:12.947 - 1:12.438
8. Alguersuari Toro Rosso 1:12.576 97 - – 1:12.576
9. Rosberg Mercedes 1:12.899 158 1:13.543 1:12.899 -
10. Button McLaren 1:12.951 82 - – 1:12.951
11. Petrov Renault 1:13.097 75 - - 1:13.097
12. Barrichello Williams 1:13.377 177 1:14.449 1:13.377 -
13. Hulkenberg Williams 1:13.669 126 - – 1:13.669
14. Buemi Toro Rosso 1:13.823 125 1:14.762 1:13.823 -
15. Paffett McLaren 1:13.846 86 1:13.846 - –
Biletler en sonunda satışa çıktı. Bugünden itibaren http://www.biletix.com/static.htm?page=sp43 adresinden biletleri edinebilirsiniz…
Biletler 28 Şubat’ta kadar indirimli fiyatlarla…
Peki fiyatların durumu bu sene ne durumda. Fiyatlar daha uygun ama yine de Türkiye standartlarının üzerinde. Açık alanın 70 TL (indirimli 40 TL) olması ise doluluk oranını arttıracak gibi gözüküyor.
Continue Reading...