The Legend is back

Michael Schumacher’in F1 tarihini değiştirmediğini söyleyenler, F1 ile uzaktan yakından ilgilenmeyen insanlardır. F1′in hemen hemen tüm rekorlarını kırmayı başaran (büyük rekorlardan sadece bir tanesinde Ayrton Senna’yı geçememişti sanırım), 7 kez dünya şampiyonu olan Schumacher (aka. Schumi) geçtiğimiz günlerde Mercedes ile F1′e döneceğini açıkladı. Ertesi gün ise Mercedes 10 milyon €’ya Schumi ile 1 senelik anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Schumi’nin dönüşü F1′e ekstra bir heyecan katacağı şüphesiz. Schumi’nin dönüşü bilet satışlarından, sezon içi dengelere kadar birçok parametreyi etkiledi, etkilemeye de devam edecektir. Schumi’nin son halkası olduğu 2010 pilot borsası sayesinde son yılların en efsanevi (ve belki de milliyetçi) gridi oluştu. Takımlara bir göz atacak olursak:
- Mclaren: Jenson Button, Lewis Hamilton (saf İngiliz takımı)
- Mercedes: Nico Rosberg, Michael Schumacher (saf Alman takımı)
- Ferrari: Felipe Massa, Fernando Alonso (Gayet latin bir takım olmuş :) )
Sadece bu 3 takımdaki pilot kadrosu bile 2010′un oldukça fırtınalı geçeceğini gösteriyor. Bunun yanına Redbull ve Williams gibi yarı-iddialı takımları ve Lotus, USF1, Campos gibi yeni ve heyecanlı takımları da eklersek, 2010′un ne kadar çılgın bir sene olacağını ön görebiliriz (Stefan GP’nin F1′e gelmesi benim kişisel keyfimi 3′e katlar :P )

Şu koşullarda herkes Schumi’den çok şey bekliyor, ben aslında Schumi’ye daha şüpheci yaklaşıyorum (en azından sezon öncesi testlere kadar). Çünkü hem F1′de hem de diğer spor dallarında başarılı bir geri dönüş yapan sporcu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Mesela Jordan’da, Schumi gibi, birkaç sene sonra NBA’e geri dönmüş, ama hayranlarını çok da tatmin edememişti (En azından bazılarını). F1′de de birçok kişi spora geri dönüş yaptı ama içlerinden sadece Niki Lauda ve Alain Prost döndükten sonra şampiyon olabildiler ve bunların dışında sadece Nigel Mansell yarış kazanabildi. Ama mevzu bahis olan kişi Schumi, çok da gerilerde kalacağını zannetmiyorum (ya da zannetmek istemiyorum). Bu geri dönüşte, belki de yadırgayacağım tek mevzu Schumi’yi kırmızılar içinde göremeyecek olmam.

Olayın başka bir boyutunu da gözler önüne sermek istiyorum. Belki de Schumi’nin dönüşüne en çok sevinmesi gereken biz Türk halkı olmalıdır. Schumi sayesinde Türkiye’de F1′e olan ilginin artacağını, buna paralel olarak da Türkiye GP’sinin bilet satışlarındaki artışı ön görebiliriz. Bu sayede belki Bernie üstünde biraz da olsa baskı kurabilir ve F1′i Türkiye’de tutabiliriz. Tabi biletler satışa çıkarsa…

Continue Reading...

Yeni yıla Windows7 yüklü bir Netbookla girmek ister misiniz?

Internet Explorer 8 kullanan ve “Yılbaşı Özel Araç Çubuğu”nu yükleyerek gün içerisinde en çok site ziyaret eden 1 kişi Windows 7 yüklü Netbook kazanacak. 25-31 Aralık 2009 tarihleri arasında 7 gün devam edecek bu kampanyayı kaçırmayın, yeni yıla yeni bir netbook ile girin.

Detaylı Bilgi : www.internetexplorer8kazandiriyor.com

Adım Adım Yapılması Gerekenler:
1- Internet Explorer 8 Kurun; kampanya için özel olarak geliştirilen araç çubuğunu çalıştırabilmek için öncelikle henüz kurulu değilse Internet Explorer 8 kurmanız gerekiyor.
2- Yılbaşı Özel Internet Explorer Araç Çubuğunu Yükleyin; kampanya için özel olarak hazırlanmış araç çubuğunu yüklemeniz gerekmektedir. Bu araç çubuğu sayesinde kampanyaya katılmanız ve kampanyaya katılan web sitenin linklerine ulaşmanız mümkün olacaktır.
3- Giriş Yapın; Internet Explorer 8 üzerine yılbaşı özel araç çubuğunu kurduktan sonra sol kısımda çıkan Giriş Yapın butonuna tıklayarak e.posta adresinizi vererek sisteme giriş yapın.
4- Siteleri Gezin ve Puan Toplayın; yılbaşı özel araç çubuğunu yükleyip giriş yaptıktan sonra herhangi bir websitesine giriş yaptığınızda puan kazanacaksınız. Araç çubuğu üzerinde yer alan kampanya kapsamındaki websitelerine giriş yaparsanız ekstra puan kazanacaksınız.
5- En çok puanı toplayın ve Netbook’u kazanın; gün sonunda en çok puanı toplayan kişi netbook’u kazanacaktır.

Ödül ve Kampanya Hakkında Bilgi:

Kampanya dahilinde yılbaşına kadar her gün bir kişi Netbook (Casper Minibook) kazanacaktır. Ürün hakkında detaylı için www.casper.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.
Bu kampanya 25-31 Aralık 2009 tarihlerinde 7 gün boyunca gerçekleşecektir. Bir önceki gün kazananlar www.internetexplorer8kazandiriyor.com adresindeki kazananlar bölümünde duyurulacaktır.

Continue Reading...

FIA Gala 2009

Geçtiğimiz günlerde FIA Gala Geleneksel olarak Monaco’da yapıldı. Her sene olduğu gibi, bu sezon motorsporlarında şampiyon olan pilotlar ve takımlar kupalarını aldılar. F1 pilotlar şampiyonu Jenson Button ve takımlar şampiyonu Brawn GP, hakkettikleri kupalarına en sonunda kavuşmuş oldu. Aynı şekilde WRC’nin Schumacher’i Sebastien Loeb de, bu sezon Galler ralisi sonrası Hırvonen’i devirerek kazandığı altıncı şampiyonluğunun kupasına kavuştu.

İşte bu geceye özel hazırlanan ve F1′in ve WRC’nin 2009 sezonunu anlatan videolar:

Continue Reading...

2011 Türkiye GP’si çıkmazı

2010 sezonuna yaklaşırken f1 kazanı hem global olarak, hem de Türkiye sınırları içinde kaynamaya devam ediyor.

Global gelişmeleri az çok herkes biliyor. Alonso’nun Ferrari’ye gitmesi, Kimi’nin ara vermesi, yeni takımlar, yeni puanlama sistemi v.s.

Türkiye’de de bugünlerde bir F1 hareketliliği var, ama bu hareketlilik pekte iç açıcı değil. Muhtemelen 2010 yılı Türkiye GP’sinin son kez düzenlendiği tarih olarak kayıtlara geçecek. Bu hafta içinde Bernie Ecclestone 2010 ve sonrası için Türkiye GP’sinin düzenlenme fiyatını 26 milyon dolar olarak biçti. Bu rakam ilk 6 sene için 13.5 milyon dolardı. Normalde Avrupadaki yarışlar maksimum 4-5 milyon dolara mal oluyor. Ama Türkiyedeki seyirci azlığı bu yarışı önümüzdeki senelerde devam ettirmenin bedelini arttırıyor. Durum böyle olunca yarışı elinde tutmak için fahiş bir fiyat ödemek zorunda kalan Türk yetkililer bu rakamı ödemeye de doğal olarak pek sıcak bakmıyor. Durum böyle olunca Bernie amca da yarışı 30 milyon gibi bir rakam ödemeye hazır olan Hindistan’a götürmek ile tehdit ediyor. Peki neden bu noktaya geldik, neden F1′i de büyük ihtimalle elimizden kaçırdık. Bunun çeşitli sebepleri var, ama aslında hepsi birbiri ile bağıntılı. İlk hata pistin kullanım hakkını Bernie Ecclestone’a satmak oldu. Bu durumda pistin senede sadece 3 gün kullanılır oldu. Diğer günlerde organizasyon yapmak isteyen kişiler fahiş fiyatlar ödemek zorunda kaldılar. Bu durum Türk motorsporlarına da büyük bir darbe vuruldu, çünkü belki de Dünya’nın en güzel pistlerinden birine sahibiz ama, pist boş olduğu zamanlarda Türk sporcuları antreman yapamıyorlar, Türk federasyonları yarışlarını düzenleyemiyorlar. Bunun yanında Dünya’da bu gibi pistlerde yapılan konser,fuar, sergi, kongre gibi etkinliklerde yine Istanbul Park’ın işletmesi bize ait olmadığı için burada yapılamıyor. Bunun sonucu olarak piste yapılan tüm yatırımlar çürümeye terk ediliyor ve seyircilerin piste olan alışkanlığı azalıyor. İkinci hata zaten Istanbul Park’ta yapılan tek organizasyon olan F1′in Türkiye ayağının hem yurt içinde, hem de yurt dışında iyi pazarlanamaması oldu. Özellikle son senelerde Istanbul’da F1 düzenleneyeceği sırada F1 afişlerini çok ortalarda göremedik. Mesela en basitinden Singapurluların yaptığı gibi Dünyaca ünlü bir şarkıcıyı (veya grubu) Grand Prix sonrası konser için davet edebilirdik (Pussy Cat Dolls geçen sene Singapur GP’si sonrası konser vermişlerdi (EDIT: Pussy Cat Dolls değilmiş Beyonce’muş konseri veren)). Böyle bir durumda, bilet satışları sadece konser için gelen konuklarla birlikte bir 10-15 bin artış gösterebilirdi. Daha biletlerin bile satışa sunulmadığı hesaba katarsak, bu seneki pazarlama faliyetlerinin de geçen senelerden farklı olmayacağını rahatlıkla ön görebiliriz. Bu konudaki yazım için: “F1 Nasıl Pazarlanır?”

Bu konuda asıl sorulması gereken soru F1 için 26 milyon dolar vermeye değer mi? 26 milyon dolar biraz abartı bir rakam olmuş, ama bence Türk yetkililerin Bernie amca ile bir uzlaşmaya varıp, orta yolu bulması gerekir. Çünkü F1 hem ülkenin tanıtımı, hem de ülkenin prestiji için oldukça önemli bir organizasyondur. Bunun tersini savunan gururumuz olan Dünya şampiyonu Kenan Sofuoğlu bugün TSYD’de bir basın toplantısı düzenledi. Sofuoğlu’nun basın bildirisini okumak için tıklayın.

2010′da V8′leri son kez duymamak ümidi ile…

Continue Reading...

F1′de 2010′a doğru…

F1′de neler olmuyor ki şeklinde de cevaplanabilir bu soru aslında. İşte bazı satır başları…

- Alonso Ferrari’de ( Bu haber bayatladı artık bence :) )
- Kimi seneye WRC’de Citroen adına (F1 adına bir kayıp, WRC izlemeye tekrar başlama nedeni)
- Güle güle, Brawn; hoşgeldin Mercedes (Brawn F1′e geldi şampiyon oldu ve gitti, F1 tarihinde bir ilktir herhalde. Yine de seneye favori 2 pilotumu aynı takımda izleyemeyecek olmam üzdü beni)
- Jenson Mclaren’da (Best of British, ex-Best of British’in takım arkadaşı oldu, Mclaren’in tamamen İngiliz takımı olması ayrı bir hoş oldu açıkçası)
- F1′deki Schumacher çıkmazı, son dedikodu Mercedes’in 7 milyon€ önerdiği (Hade hayırlısı merakla bekliyoruz, UPDATE: BILD’e göre Mercedes ile anlaşmış, seneye pistlere dönüyormuş).
- Hoşgeldin Senna (Senna ismini Campos ile tekrar F1′de görmek oldukça hoş).
- Legend is Back! Welcome back Lotus (Lotus başka söze gerek var mı?, bir de pilotları belli olsa)
- Manor out, Virgin Racing in (Virgin medya, havacılık ve uzay turizminden sonra F1′de, karizmatik bir marka bence F1′e yakışır).
- Stefan GP’in belirsizliği (Vallahi benle bir ilgisi yok, ama ismimi F1′de görmek hoş olur).
- Gemisini kurtaran kaptan Peter Sauber (Bu adama helal olsun, gerçek F1 tutkunu buna denir).
- Rosberg Mercedes’te (Mercedes’te Mclaren’ın politikasını izliyor anlaşılan)
- Heidfeld belirsizliği (Mercedes’in tamamen bir Alman takımı olmasından yanayım, ama ilk tercihim Nick olmaz).
- Kubica Renault’da (Bir başka bayat haber daha :) ).
- Rubinho Williams’ta (Hade hayırlısı :) ).
- Türkiye’nin kaderi hala belirsiz (Böyle giderse V8′ler Istanbul Park’ta son kez gürleyecek :( )
- 2010′da puanlama sistemi tartışması (Değişmesi gündemde daha kesin bir sonuç yok)

2010 sezonuna alışmak zor olacak gibi geliyor bana, yeni takımlar, yeni pilotlar, transferlerin sıklığı sayesinde 2009′dan tamamen farklı bir sezon bizi bekliyor.

Continue Reading...

2009 Season Review in 20 Minutes

Aslında bu konu ile ilgili bir yazı yazmayı planlıyordum ama internette bunu zaten çok güzel bir şekilde yapan bir video buldum. 2009′daki tüm önemli anları, değişen dengeleri ve atmosferi çok güzel bir şekilde özetliyor. İyi Seyirler :)

ve Part 2:

Continue Reading...

Grand Finale – Abu Dhabi

Yas Marina pistini Nico Rosberg’in ağzından dinleyin..

Daha sonra son şampiyon Jenson ile bir turlayın :)

Continue Reading...

F1 2010 Takvim incelemesi

F1 2010 takvimi resmi olarak açıklandı. İstanbul Park’ı o listede görmek açıkçası yüreğime su serpti. Bir ara Monako ile arasında 1 hafta olunca takvimden çıkarılacağı dedikodusu çıktı ama Monako’nun 1 hafta öne çekilmesi ile bu kriz aşılmış gibi gözüküyor. Gelin 2010′daki pistlere bir de yakından bakalım :)

Bahreyn – Shakir (12-14 Mart) : Açılış yarışı bu pistle açıkçası güme gidiyor. Pist fena değil (Herman Tilke dizayn ne de olsa :) ) ama hiçbir zaman Albert Park’ın geleneksel açılışını bize yaşatamıyor. Buna da şükür…

Avustralya – Albert Park (26-28 Mart) : Sanırsam bir fuardan ötürü 2. yarış oldu. Olsun Albert Park her zaman heyecanlı olmuştur. Geçen sene alacakaranlık yarış enteresan olmuştu açıkçası (Bu yarışı gece izleme ihtimali de varmış son aldığım duyumlara göre, ama öyle olursa yarış Albert Park’ta olamayacak, malum ağaç gölgeleri :) )

Malezya – Sepang (2-4 Nisan) : Musonları bekliyoruz :) Heyecan had safhada oluyor…

Çin – Shangay International (16-18 Nisan) : Pist F1 takvimlerindeki en modernlerinden bir tanesi özellikle Start-Finsh düzlüğünü çok beğeniyorum. F1′e yakışıyor, F1′i hakediyor. Yağmur olasılığı yüksek bir yarış. (Gene son dedikodulara göre bu yarışta gece yarışına dönüşebilirmiş).

İspanya – Catalunya (7-9 Mayıs) : İşte yerin yerinden oynayacağı yarış, işte sebebi: Avrupa Sezon Açılışı + Alonso + Ferrari + 150 çılgın ispanyol. Daha söze gerek var mı? :)

Monako – Monte Carlo (???) : Tarih henüz kesinleşmedi, Monako için bir şey söylemeye gerek yok, sadece “Since 1929″ :) .

Türkiye – İstanbul Park (28-30 Mayıs) : İşte bizim için belki de en önemli yarış ve bu yarış için en önemli sene, çünkü bu sene F1′de tutunmamız için son şansımız. Devlet bu konuda uyanmışa benziyor ve Abu Dabi’de bakanlarla Bernie bir görüşme yapacakmış, sonucu merakla bekliyoruz. Bir antlaşma yenileme beklemek yersiz olur (ama neden olmasın :) ), ama en azından bu görüşmenin şansımızı arttırmasını bekleyebiliriz. Krizin dinmesi ve iyi bir pazarlama ile, ilk senelerdeki parlak günlere geri dönebiliriz (bir yağmur da fena olmaz hani :) ). Pist güzel, pilotlar ve takımlar bizden memnun, ama biz dünyanın peşinden koştuğu F1 yarışı düzenleme ayrıcalığını elimizin tersi ile itiyoruz. Uyan Türkiye :P

Kanada – Gilles Villeneuve (11-13 Haziran): F1 Amerika kıtasına nihayet geri dönüyor mu acaba? Daha henüz anlaşma sağlanamadı… (inşallah sağlanır yarışı akşam seyretmenin tadı bir başka :) )

Avrupa – Valencia Limanı (25-27 Haziran): Değişik bir konsept… Duvarlarla çevrili olması bir artı ama geçişin az olması bir eksi…

İngiltere – Kim bilir nerede :) (9-11 Temmuz): Donington Park tutmadı gibi… Damon Hill’in zaferi yakın, zaten Silverstone’suz bir F1 bence düşünülemez. (Bernie düşünüyor ama, ona göre İngiltere’de GP şart değilmiş, hade ya :) )

Almanya – Belli değil (23-25 Temmuz): Bir sallantı da GP’de Almanya da, zamanında 2 yarış düzenleyen ülke bu sene 1 tanesini yapmakta bile zorlanıyor. Ne günlere kaldık :(

Macaristan – Hungaroring (30 Temmuz- 1 Ağustos): Bence F1′e en yakışmayan GP, ama daha geçen sene anlaşma yenilediler maalesef…

Belçika – SPA Francorchamp (27-29 Ağustos): F1′in efsanesi “L’eau rouge”‘un ev sahibi, bu pistsiz F1 her zaman eksikti…

İtalya – Monza (10-12 Eylül): F1′in en hızlı pisti.. Canavarları 360′larda görebileceğiniz tek yer (galiba eskiden 360′dı V8′ler o kadara kadar çıkamıyor sanırım :) )

Singapur (24-26 Eylül): F1′in resmi tek gece yarışı ama bu monotonluğunu gidermeye yetmiyor…

Japonya – Suzuka (1-3 Ekim): Yarış 1-2 senelik Fuji macerasından sonra Suzuka’ya fikslenmiş gözüküyor (Bunun da gece yarışı yapılması planlanıyor, herşey Avrupa için :) ).

Kore (15-17 Ekim): Takvimin yeni pisti hep beraber göreceğiz :) .

BAE- Abu Dabi Yas Marina (29-31 Ekim): Gelecek hafta burada ilk yarışı izleyeceğiz. Güzel olacak gibi :) (Bu yarışında seneye gece koşulma ihtimali var).

Brezilya – Interlagos (12-14 Kasım): Her zaman finale yakışan bir pist oldu ve son 3 senede bunu kanıtladı. Seneye Rubinho’nun bu yarışı kazanması dileğiyle :)

Seneye takvim bu şekilde olacağa benziyor. 2011 için Hindistan bu listeye eklenecek. 2011 için Türkiye’nin rakipleri ise şöyle:

-Arjantin
-Rusya
-Meksika
-Yunanistan
-Bulgaristan

Yeni takımlar, yeni pistler, yeni pilot ikilileri; güzel bir sezon olacağa benzer :)

Continue Reading...

Best of British

Aslında Brezilya yarışı benim açımdan birçok hayal kırıklığı ile doluydu.

1. Kendi evinde pol’den başlayan Barrichello yarışı kazanamadı, daha da önemlisi şampiyonluk şansını son yarış olan Abu Dabi’ye taşıyamadı

2. Birinci maddenin sonucu olarak Abu Dabi bir formalite, şampiyon belli ikinci kim yarışına döndü :)

3. Beklenen büyük yağmur gelmedi, aslında Cumartesi hayatımdaki en tuhaf sıralamalardan birine şahit olmuştum (3 saat süren sıralama). Yağmurun Brezilyadaki önemi için bknz. Breziya GP 2003.

Şimdi tabi ki Jenson Button’ı şampiyonluğundan dolayı tebrik etmek gerekir. Sonuçta adam öyle ya da böyle şampiyon oldu. Ama hakkaten bu şampiyonluğu haketti mi? Bu sezonda geriye doğru bakarsak ilk 6-7 yarışta (İstanbul Park’a  kadar) fırtına gibi bir Jenson vardı, ama süt dökmüş kedi gibi rakipleri vardı; hatta rakipsizdi (bknz. Difüzör mafyası :) ). Daha sonra Jenson durdu. Sezonun geri kalanını neredeyse podyum dahi görmeden getirdi ve sonunda geçen hafta Brezilya’da şampiyonluğunu ilan etti. Bu arada şampiyonadaki rakiplerinden Vettel ve Rubinho gayet istikrarlı bir biçimde podyum ve zaferler ilan ederek farkı sürekli olarak kapadı. Bu yarışlarda Jenson çok şanslı (hatta ballı idi). Çoğu yarışta, ya Barrichello ya da Vettel bir sorun ya da taktik hatasının kurbanı olarak Jenson’la en çok 2 ya da 3 puan fark kapatabildiler.  Buna bir de Barrichello’nun sürekli Brawn tarafından baltalanması (ya taktik hata ya da Jenson’a yardım -İspanya GP şekilde) eklenince şampiyonluk doğal olarak Jenson’a gitti. Bu durumda yorumsuz kalıyorum açıkçası, bu şampiyonluğu Jenson mı kazandı, yoksa rakiplerimi kaybetti? Bu arada geçen sene Hamilton’ın da 5 yarış galibiyeti ile şampiyon olduğu düşünülünce 6 yarış kazanan Jenson gene iyi konumda kalıyor aslında :) . Kısaca Jenson balı, istikrarı, Brawn’ın gücü ve şüphesiz hatasız sürüşü ile (haklı ?) bir şampiyonluk elde etti. (Brawn’un şampiyonluğu için de hemen hemen aynı yorumları (daha hafif bir şekilde :) ) yapabiliriz.)  Bu şampiyonluk ile beraber Jenson yeniden “Best of British” ünvanını Hamilton’ın elinden almış oldu.

Barrichello’da F1′deki taçsız kral ünvanını korumaya devam etti… Gönüllerin şampiyonu :)

PS: Jean Todt FIA’nın başkanı olmuş… Motorsporları dünyasında yeni bir dönem açılıyor.. Wait for it…

Continue Reading...

Pilot Borsası Karıştı

Sezonun yaklaşması ile birlikte pilot borsası da çalkalanmaya, transfer dedikoduları havada uçuşmaya başladı. İşte Borsadaki son durum:

Alonso: Ferrari ile 2010 yılına kadar anlaştı. Opsiyonlarla birlikte yaklaşık 5 senelik antlaşma imzaladı. (Tabiki paranın dibine vurdu :) )

Raikkonen: Alonso Ferrari’ye geçince açıkta kaldı resmen. Toyota ve Redbull başta olmak üzere büyük(?) takımlar onu istiyor. Ama o Redbull’u sadece içecek sponsoru olarak görüyor. Durumu belirsiz.

Kubica: 2010 için Renault ile anlaştı. Buna en çok Toyota üzüldü. Alonso’nun yerini dolduracak mı bilinmez ama iyi işler yapacakmış gibi duruyor. Hayırlı olsun, allah kazadan beladan korusun :)

Rosberg: Borsanın favori pilotlarından. Adı Mclaren ve Brawn ile birlikte anılıyor. Hatta haftasonu çıkan haberlerde Brawn ile anlaştığı iddia edildi, sonra yalanlandı.

Barrichello: SSK günlerinin dolmasını bekliyor herhalde emeklilik için. Onunda Williams’la anlaştığı iddia edildi,sonra o da yalanlandı, onun da büyük takımlarla görüştüğü biliniyor. Keşke Brawn’da kalsa da belki 15 sene sonra zirvede bıraksa :)

Hamilton: Kafa rahat :)

Trulli: İtalya’da bağcılık yapmaya başlayacağa benzer, Toyota’yı bu senenin sonunda burakması bekleniyor. Lotus dedikoduları dolaşıyor.

Kovalainen: Mercedes yerine birini arıyor. O da muhtemelen Finlandiya köylerinde kendine çiftlik bakıyordur, çünkü pekte revaçta bir pilot değil.

Massa: Kendini toparladığında Ferrarideki koltuğu hazır. Gözü tamamen iyileşmiş. Brezilya’da damalı bayrağı o sallayacakmış.

Button: Şimdiden şampiyon kaprisi yapmaya başladı, Brawn ile henüz anlaşmadı, ama büyük ihtimalle Brawn’da devam edecek.

Fisichella: Ferrari’nin 3. pilotu olacağı açıklandı.

Nakajima: O da Japonya’da pirinç tarlası arıyormuş, Williams’tan Toyota ön kapıdan, Nakajima arka kapıdan yollandı(cak).

Grosjean: F1 macerası kısa süreceğe benzer.

Heidfeld: BMW’nin durumu gibi onun durumu da belirsiz. F1′de olması gereken bir pilot.

Vettel:  Onun da kafa rahat :) Artık para da kazanacak.

Weber: Onun durum biraz sallantı da Redbull yerine birini arıyor.

Piquet: Yeni takımlardan biri ile anlaşmak istiyor. (Bir ispiyoncuyu kim ister ki :) )

Luizzi: Toro Rosso’da kalması bekleniyor.

Bunlar şimdiki pilotların durumu bir de dışardan katılmak isteyenler var:

Villeneuve: Geri dönmeye çalışıyor. Ama herkes yerini bilmeli bence :)

Sato: Kaza yapma ve ortalığı karıştırma potansiyeli yüksek bir pilot olduğundan geri dönmesini destekliyorum.

Bruno Senna: F1′de Senna ismini özlemiştik. Yeni takımlardan biri ile anlaşabilir (Campos favori).

Hoffenberg (ya da benzeri bişey): Williams’ta yarışması bekleniyor.

Loeb: GP2 testi yapıyor. Uzak bir ihtimal ama iyi olur, heyecan katar.

Şimdilik bu kadarı aklıma geldi gelişmeler yaşandıkça, yeni isimler ortaya çıktıkça bu postu editleyeceğim….

Continue Reading...